Ana içeriğe atla

Tarımsal İşletmelerde Gelişim Sorunları

    Türkiye'de her gün bütün haberlerde tarımın sorunları konuşulur. Kimileri çözüm önerileri sunarken, kimileri de sadece dert yanar. En büyük dertleri ise "Çiftçiler para kazanamazken, pazar fiyatları neden bu kadar yüksek?" olur. Suç genellikle ya çiftçilerde ya da aracılar da kalır. Bu yıllardır böyle süregeldi, bundan sonra da böyle gideceğe benziyor. Ben bugün bu yazımda tarımsal işletmelerdeki gelişim sorunlarını kendi fikirlerimi sunarak anlatmaya çalışacağım. 

   Bildiğiniz gibi ben de bu sektörün içinde 5 yıldır aktif olarak faaliyet göstermekteyim. (Bilmiyor da olabilirsiniz. 😀) Yani bu sorunların bazılarını da kendim yaşadım. Tarımda yaşanan en büyük sorunları 4 ana maddede sınıflandırabiliriz. Bunlar:

1. Ekonomik Sorunlar

2. Verim Düşüklüğü

3. İşletme Ölçeklerinin Sürdürülebilir Boyutlarda Olmaması

4. Siyasal Sorunlar 

   Bu maddelerin her biri aslında başlı başına birer makale, blog yazısı olacak başlıklar. İlerleyen zamanlarda hepsi ile ilgili ayrıca başlıklar açarız. Şimdi üzerlerinden kısaca geçelim. 

1. Ekonomik Sorunlar

   Tarımsal işletmelerin en büyük sorunudur diyebiliriz. Üreticilerin ekonomi okuryazarlığının düşük olması ve günlük kararlar vermesinden kaynaklıdır. Bu sorunda genellikle üretici, ürettiği ürünün maliyet hesabını doğru çıkaramaz, ürünü üretmeden önce gerekli fizibilite çalışmalarını yapmaz, kullandığı finans kaynağını doğru değerlendirmez. Bu da sezon sonuna gelindiğinde ödenemeyen bir kredi borcu ve maliyetinin altına satılan bir ürün anlamına gelir. 



  Bu sorunun üstesinden gelebilmek için üreticinin kesinlikle finansal okuryazarlığının artırılması gerekmektedir. Üreticinin finansal kaynak kullanımını doğru yapması sağlanmalıdır. İşletmesine doğru yatırımlarla daha fazla büyüme kazandırmalıdır. 

2. Verim Düşüklüğü

   Tarımsal işletmelerin gelişmeme sorunlarından bir diğeri ise verim düşüklüğüdür. Verim düşüklüğü, birim alandan alınan ürünün Türkiye/ Dünya ortalamasının altında kalması olarak tanımlanabilir. 

   Verim düşüklüğünün en büyük nedeni bitkinin sağlıklı olması için gereken besin maddelerinin toprağa verilmemesidir. Toprak analizi yapılmadan toprağa verilen gübreler bitki için yetersiz gelmekte ya da çok fazla olduğu için toprakta toksik etki göstermektedir. 



   Bunun önüne geçmenin yolu ekimden önce toprak analizi yaptırmak ve bitkinin gelişim evresinde yaprak analizi yaptırmaktır. Ülke genelinde bunları yapan birçok yetkili laboratuvar bulunmaktadır. Özel laboratuvarların yanı sıra, devlet laboratuvarlarında da bu analizler yapılmaktadır. Toprak analizi sanıldığı kadar maliyetli bir iş değildir. 

   Verim düşüklüğünün diğer bir nedeni ise hasatta yapılan hatalar nedeniyle ürün kaybının yaşanmasıdır. Bunun önüne geçmek için doğru hasat makineleri ile doğru hasat yapmaktan geçer. 

 3. İşletme Ölçeklerinin Sürdürülebilir Boyutlarda Olmaması

   Türkiye'de hem tarım hem de hayvancılık işletmeleri ölçek olarak küçük işletmelerdir. İşletmelerin böyle olması serbest piyasada bozulan arz talep dengeleri nedeniyle çok yüksek karlılık oranlarına ulaşamamaktadır. 



  Bunun için işletmelerin hayvan ve arazi varlıklarının artırılması gerekmektedir. Bu sayede karlılık oranları artırılabilir. 

4. Siyasal Sorunlar 

Ülkemizin belli bir kırsal kalkınma planının olmaması nedeniyle tarım ve hayvancılıkta nasıl hareket edilmesi gerektiği sadece üreticiler tarafından belirlenmektedir. Tarımsal destekler sezon sonunda açıklanıp, ödemeler diğer yıl yapılmaktadır. Bu da çiftçilerin önünü görmesini engellemektedir.

   Yapılması gereken ise en az 5 yıllık tarımsal kalkınma planı hazırlanıp, verilecek olan desteklemeler en az 5 yıllık olarak açıklanmalıdır. Desteklemelerde yapılacak olan revizyonlar ise sezon başlamadan önce belirlenip açıklanmalıdır. Bu da çiftçilerin ne ekeceğine ve ne yapacağına daha iyi karar vermelerini sağlayacaktır.



  Ayrıca diğer bir sorun üretici fiyatlarının ithalat sopası kullanılarak düşürülmesidir. Bu yöntem yükselen fiyatları aşağı çekerek üreticinin maliyetleri altında satış yapmasına neden olmaktadır. Hasat sezonunda yapılan ithalatlar sonlandırılmalı, bu şekilde fiyat belirlenmesine son verilmelidir. 

  Üreticinin diğer dünya ülkelerin çiftçileri ile rekabet etmesine engel olunmamalıdır. Ürettiği üründen kar eden çiftçi ise işletmesinin büyümesi için yatırımlar yapmaya devam edecektir. Bu sayede tarımsal üretim de yıldan yıla artarak devam edebilir.

  Bu yazımda tarımsal işletmelerin gelişememesinin nedenlerini anlattım. Elbette bahsetmediğim birçok konu vardır. Bunları da başka yazılarımda anlatmaya çalışacağım. Lütfen yazılarımı sosyal medya hesaplarınızda paylaşın. Böylece daha fazla kişiye ulaşabilirim. 

  Karlı ve bereketli günler geçirmenizi dilerim.

  

Yorumlar

  1. Çok anlaşılır bir yazı, çok isabetli tespitler, bir o kadar da samimi bir dil. İnşallah devlet ve millet olarak bu sıkıntıların üstesinden gelip tarımı hakkettiği noktaya ulaşırız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Temennim tarımın hak ettiği değeri görmesi...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Traktör Macerası: Deutz Fahr 4065E

        Aslında Youtube kanalımı takip edenler izlemiştir. Alan da pişman almayan da başlıklı bir video paylaşmıştım. Birçok kişiden olumlu ve olumsuz tepkiler alan videoda 2018 yılında aldığımız traktörümüzün başımıza neler getirdiğini anlatmıştım. Bu yazımda da traktörle ilgili genel bir değerlendirme yapacağım.     Öncelikle videoyu izlemeyenler için video:                                                                                           Bu da çektiğim tanıtım videosu:  Bu videoları izledikten sonra değerlendirme yazımıza geçelim.     Öncelikle traktörle ilgili bilgi vermeliyim. Traktör 72 hp 3 silindirli sdf motoruna sahip ve 265 nm torku var.   ...

Tarımda Kooperatifleşmenin Önemi

   Ülkemizde maliyetler altında ezilen ve ürettiği üründe söz hakkı olmayan üreticilerimizin bu düzenden üreterek çıkmanın tek yoludur kooperatifler. Kooperatifler, çiftçinin ürettiği ürünleri aracılar olmadan pazara sunabildiği, çiftçilerin bir araya gelerek kurduğu kuruluşlardır.    Ülkemizde kooperatifler amacına uygun olarak işletilmediği için çok sayıda batan kooperatif vardır. Bunlara bakarak kooperatiflerin zararlı olduğunu söylemek yanlış olur. Kooperatiflerin kötü gözle görülmesinin diğer bir nedeni 1950'li yıllardan sonra üreticilerin örgütlenerek kooperatifler kurması, siyasette aktif rolü olan siyasetçiler tarafından hoş karşılanmadı. Kooperatiflerin komünist yuvası olduğunu sürekli dillendirerek halkın kooperatiflere karşı ön yargılı olmasına neden oldular. Bu da üreticilerin kooperatifleşerek bir araya gelmesine engel oldu. Böylece kendi düzenlerini de sürdürdüler.     Günümüzde geldiğimiz noktada ise market ve pazar fiyatlarındaki fahiş ...